Anasayfa / Roman / Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim

Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim


Nâzım Hikmet'in sayısı sadece dört olan romanları yaratıcı çalışmaları içinde daha sınırlı sayıda olsa da, yazarı bütüncül olarak tanımak için vazgeçilmez bir okuma oluşturuyor. Genelde Nâzım Hikmet'in bireye, topluma, olaylara ve olgulara "tarihsel diyalektik" açıdan bakışını veren bu romanlar, aynı zamanda, özellikle Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim'de gizli bir otobiyografi niteliği de taşıyor. "Nâzım Hikmet Külliyatı" bu romanlarsız düşünülemez...

Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim

Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim Alıntıları


Açlıktan ölenlerin iniltisine bugüne kadar kulaklarını tıkayanlar lanet direğine mıhlansın.



Hapiste, tecritte, münferitte yıllarca yatanlar vardır. İyi ama onlar kapılarını açıp dışarı çıkamayacaklarını önceden biliyor. Bense kapıyı şimdi açıp çıkabilirim. Açabileceğimi önceden bildiğim kapıyı açamamanın çilesini çekiyorum.



İstanbul denizinin dibinde kefalden, uskumrudan, torikten çok denizaltının kaynaması umurumda değil. Anadolu'ya gidiyorum, Mustafa Kemal Paşa'ya.



Yabancılık çok kederli bir şey olsa gerek, bilmiyorum, başımdan geçmedi, ama dedemin yalısında bir bahçıvan vardı, Arnavut, kim bilir kaç yıldır '' İstanbul'da, ikide bir: İstanbul güzel yer, Allah bağışlasın sahiplerine, '' derdi, '' lakin burada gurbette öleceğiz korkarım. ''



Kimi insanlar bana düşman, oysa ben onlara düşman değilim. Bir insanın sana düşman olduğunu bilip de ona düşmanlık duymamak, yahut da '' Benim de ona düşman olmam gerek,'' diye kendini zorlamak, bir süre sonra da bunu unutmak tuhaf. Bu söz, bu duyguyu anlatmıyor, ama daha uygunu da gelmiyor aklıma.



Tarih padişahların, kralların arasında yapılan savaşlardır.



İnsan aklından geçenleri üst üste, iç içe, yan yana, inceli kalınlı, uzunlu kısalı, kimi kere birbirini doğuruyor, kimi kere de içerideki kalabalıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir şey damlayıveriyor, giriveriyor araya, sonra da dallanıp budaklanıyor. İnsan kendini bu oyuna bir kaptırdı mı, deliliğe kadar yolu var. Oyunun bir kuralı da, aklından geçenlerden yetişebildiklerini, ele geçirebildiklerini yüksek sesle söylemek. Yüzde birini yakalayıp söyleyebiliyorsun ancak. Saatlerce gördük gibi gelen düşlerimiz, gerçekte, bir an sürer.



Evlerin kafeslerinden dökülen ışık parçaları ortalığın kimsesizliğini bir kat daha ortaya çıkarıyor.



Aklımdan nelerin geçtiğini düşünüyorum. Aklımdan ne geçiyordan başka bir şey geçmiyor aklımdan.



Demek ben de kuduracağım. (İçimden gülmek geldi, "Kuduracağım" sözünde komik bir şey var, Allah kahretsin.)