Anasayfa / Roman / Amok Koşucusu

Amok Koşucusu


Amok Koşucusu doktor olarak yardıma ihtiyaç duyan bir insana el uzatmanın vicdani yükümlülüğüyle kendi karmaşık duyguları arasında sıkışıp kalan bir adamın hikâyesidir. Hollanda Doğu Hint Adaları'nda görev yapan bir doktor, dara düşüp kendisine başvuran çok zengin bir kadının "yardım" talebini geri çevirir. Zira kadının mağrur ve hesapçı tavrı karşısında büyük bir öfkeye kapılmış, gururuna yenik düşmüştür. Ancak söz konusu olan insan hayatıdır. Kısa süre içinde pişmanlığın pençesine düşer. Kadına yardım etmeyi saplantı haline getiren doktor, Malezya halkında rastlanan bir nevi öldürücü delilik olan hummanın, amokun etkisi altına girer.

Amok Koşucusu

Amok Koşucusu Alıntıları


Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz.



Size içimi açtığım ve duygularımı önünüzde sergilediğim için kendimi daha iyi hissettiğimi sanmayın sakın. Hayatım paramparça ve hiç kimse onları yeniden bir araya getiremez.



Bana anlatabilirdi. Ona hiçbir şey için söz veremezdim ama onu dinlemeye hazır olduğumu söylemek bir insanlık göreviydi. Birini zorluk çekerken gördüğünüzde, ona yardım etmek elbette bir insanlık göreviydi.



Yardım etmek için de bu duyguya ihtiyacınız vardı, karşınızdakinin size ihtiyacı olduğu duygusuna.



İnsan, son bir parça dışında her şeyini kaybettiğinde umutsuz bir cesaretle, ateşli bir kararlılıkla o son parçası için mücadele eder.



Ama gençken sıtmanın ve ölümün sadece başkalarının başına geleceğini düşünürsünüz.



İnsan her sabah uyanır, fakat neden ve ne için uyandığını bilmez.



İnsanlara da katlanamıyorum artık çünkü bütün gün boş boş konuşup gülüyolar. Bunu da kaldıramıyorum artık.



Derdimi kendime saklamak beni hasta ediyor ve hasta insanların nasıl ahmak olduklarını ya da sağlıklı insanlara nasıl aptal göründüklerini bilirsiniz.



... çünkü insan bir şeyleri sürekli içine attıkça, bir süre sonra boğulmaya başlıyor.